Eğer İbrahim Tatlıses, Barış Manço ve Ahmet Selçuk İlkan’ın çocukluğumdan ergenliğe kadar ki sürecimde yaptıkları, yaşadıkları ve ürettikleri ile örnek olmalarını ve elbette kendi hayatı dışında bana da vakit ayırmaya çalışan canımın içi Balköpüğüm Birsen ablamın varlığını saymazsak, başıboş büyüdüm diyebiliriz..
Hiçbir kararımı onaylayacak bir merci, danışacağım bir büyük olmadı.
14’ümden itibaren akranlarım dâhil olmak üzere hep Gökhan ağabeyleri oldum birilerinin. Sonra Gökhan Bey olmak başladı parmakla sayılacak birkaç kişi dışında kimse için Gökhan olmadım…
Sonra iş hayatımdan önce sosyal sorumluluk projeleri sardı etrafımı, belki kendisinin bile bu yazıdan önce haberdar olmadığı bir şekilde ilk önemli sınavımı Perran Açık hanımefendi’nin belki planlayarak belki tesadüfen tecrübemin çok ötesinde bir organizasyonu bana emanet etmesi ile verdim.
O günün öncesinde de elbette organizasyonlar yapıyorduk ancak amatörlük cirit atıyordu her aşamasında, hele bir seferinde Barış ağabeyi anacağımız organizasyon için Cem Karaca’nın her şekli ile hazır bir şekilde bizim göndereceğimiz aracı beklemesi ve taksi şoförünün parayı önden aldığı halde gitmemesi unutamayacağım en feci amatörlük hatasıdır.. Buna rağmen unutamayacağım en önemli olaylardan biri de Rahmetli Cem Karaca’nın vefatından bir gün önce son el yazısının yine bana ithafen olmasıdır…
Yaşıtlarıma ve çevremdekilere göre çok şanslıydım öyle sanat dünyasının göbeğinde yer alan bir aileye mensup olmamama rağmen, 20li yaşlarda annemin hayran olduğu isimler ile aynı masaya oturur oldum.
Hiçbir zaman kendimi ispat ya da öne çıkarma gibi bir çabam olmadı ki bunu hammaliyesinden, yönetimine her şeyini üstlendiğim organizasyonlarda bile kamera önüne başkasını çıkarmamı eleştiren büyüklerim bilirler J
Genç kardeşlerimi desteklemeyi hep çok sevdim, önem verdim fakat istisna olan birkaç kişiyi ayırırsak sonunda kötü adam oldum Jolsun. Gençken kimse kendi hatasını görmüyor nasıl olsa, bende mutlaka birilerinin hatalarımı yüzüme söylemesini, kötülük olarak algılamışımdır…
Aşk’a gelince konu, şimdi tek, tek adres göstermeye gerek yok ancak sırf annesine olan küçük borcumu ödeyemediğim için uzaklaştığım kişi hariç hep “sen çok iyisin ama ben seninle yapamam” denerek sona erdi filmler, bir kez istemeden terk ederek, ne çok terk edilmişim ben meğer…
Ve hep önce sıkı sıkıya bağlanmak, ardından birden serbest kalmak…
Sonrası hep bir şüphe, evet bu olabilir, ama yok yok o da gider zamanla geri dur sen…
OĞLUMA- Doğmamış Çocuğuma Mektubumdur-
Bak oğlum;
Bu dünyanın düzeni
Bozulmuş ezelden beri
Bir Barış ağabeyimiz vardı
"Bize Adam Olacak Çocuklar,
Onlar kısa boylu vatandaşlar" derdi.
Adam olduk mu bilemedim ama oğlum
Adam kalabilmenin zor olduğunu öğretti hayat.
Bak oğlum;
Önce aileni sayacaksın,
Sonra kendini sevecek ve sayacaksın,
Ayna da yüzüne baktığın vakit, kendinden utanmayacaksın.
Sen seni saymaz isen, kimseden medet ummayacaksın.
Oğlum;
Haram lokma yeme, ama yer gibi gözük sende.
Doğruluktan vaz geçme, ama doğrucu Davut olmaya kalkma.
Sonra ekmek götüremezsin yuvana.
Bak oğlum;
Ben sana hanlar, hamamlar, her odası bizim evden büyük plazalarla dolu bir iş bırakamam.
Benim için çok şey derler;
Ama bir şerefsiz, bir de namussuz diyemezler oğlum.
Her yer de bir yalan
Her yerde bir sahne var artık, herkes usta tiyatrocu oğlum
Sende oyna ekmeğin için,
Bir kadın, bir de zehir satmıyorsan
Limondan, simide sat satabildiğin kadar oğlum.
Bak büyüklerine koca ülkeyi satıyorlar oğlum, koca ülkeyi satıyorlar.
Ve benim güzel halkım kuyunun başında toplanmış
Bu taşlar sağdan mı atılmış, yoksa soldan mı diye bir birine giriyor oğlum
Anlayacağın oğlum;
Sen Türkiye’de doğdun
Ve
Zor günler bekliyor seni.
Gökhan KARADUMAN
"Mekanın Cennet Olsun Kamil Ağabey...."
Yalnız Adam...
26 Mart 2010 Cuma 21:55
Yalnızdı
Yapa yalnız
Kalabalıklar içerisinde yalnız bir yaşam sürdü
O kadar doluydu ki etrafı her gün ayrı şamata, her gün ayrı gırgır, içkiler, keyifler, sohbetler.
Ve her kesi sevmesine rağmen, alaylar, küçümsemeler, hor görmeler.
“Şunu yapsak”
-şimdi değil
“Şöyle yapsam”
-Bekle biraaaz
İşte böyle geçip gitti günler, kalabalıklar arasında yalnız bir yaşamdı hayattan onun payına düşen, herkesin kahkahalarla güldüğü ortamlarda o için, için ağlardı.
Çünkü o yalnızca sevmez,
Yalnızca saymazdı.
Sevdiği kadar sayar, saygı duyduğu kadar severdi.
Ve yalnızlığı ile baş başa terk-i diyar eyledi.
YALNIZ ADAM
Karanlık sokaklar, yalnız bir adam
Yürüyor yollarda ardına bakmadan
Takılıp düşse de kendi başına kalkacak
Ve ona hiç kimse dönüp bakmayacak
Yalnız adam tek başına
Yalnız adam tek başına
“Kimsesiz, zavallı” dedirtmez kendine
Ağlayıp sızlamaz dertleşmez kimseyle
Karanlık sokaklar, yalnız bir adam
Yürüyor yollarda ardına bakmadan
Yalnız adam tek başına
Yalnız adam tek başına..
Sibel Egemen.